<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaşlanma &#8211; mikrobik.net</title>
	<atom:link href="https://wp.mikrobik.net/tag/yaslanma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://wp.mikrobik.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jun 2025 19:59:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Protein oksidasyonunun mekanizması, önemi ve yaşlılıkla ilişkisi</title>
		<link>https://wp.mikrobik.net/protein-oksidasyonunun-mekanizmasi-onemi-ve-yaslilikla-iliskisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mikrobik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 11:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyokimya Derlemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[aging]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false"></guid>

					<description><![CDATA[PROTEİN OKSİDASYONUNUN MEKANİZMASI, ÖNEMİ VE YAÞLILIKLA İLİÞKİSİ Özlem Gülbahar Turkish Journal of Geriatrics 2007; 10 (1): 43-48 Reaktif oksijen türlerinin birçok fizyolojik ve patolojik süreçte rol oynadığı bilinmektedir. Reaktif oksijen türleri direk ya...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#5C3566;">PROTEİN OKSİDASYONUNUN MEKANİZMASI, ÖNEMİ VE YAÞLILIKLA İLİÞKİSİ</span></strong><br />
Özlem Gülbahar</p>
<p><a href="http://geriatri.dergisi.org/pdf/pdf_TJG_348.pdf" target="_blank" rel="noopener">Turkish Journal of Geriatrics 2007; 10 (1): 43-48</a></p>
<p>Reaktif oksijen türlerinin birçok fizyolojik ve patolojik süreçte rol oynadığı bilinmektedir. Reaktif oksijen türleri direk ya da indirek olarak protein, lipid, DNA ve karbohidrat gibi biyomoleküllerin hasarlanmasına yol açabilirler. Proteinler oksidatif hasarın majör hedefleri olarak tanımlanmaktadır. İyonize radyasyon, metal iyon-katalizli reaksiyonlar, fotokimyasal prosesler ve enzim katalizli redoks reaksiyonları tarafından oluflturulan reaktif oksijen türleri ile proteinlerin reaksiyonu sonucu protein oksidasyonu oluşmaktadır. Amino asit yan zincirlerinin hidroksil veya karbonil derivelerine modifikasyonu, protein-protein çapraz bağlarının oluşumu ve polipeptid zincirlerinin fragmantasyonu proteinlerin oksidatif reaksiyonlarının muhtemel sonuçlarıdır. Bunlar arasında protein karbonil grubu içeriği genel bir indikatördür ve protein oksidasyonunun en yaygın kullanılan belirtecidir. Son yıllarda yaşlanma ile ilgili araştırmalarda da reaktif oksijen türleri üzerinde durulmakta ve yaşlanma sürecinde önemli rol oynadığı ileri sürülmektedir. Proteinlerin aktif oksijen türleri aracılığıyla hasarlanmasına örnek olarak yaşlanma sırasında görülen bazı anahtar metabolik enzimlerin oksidatif inaktivasyonu verilebilir. Ayrıca oksidatif olarak modifiye olan proteinlerin inflamatuar hastalıklar, aterosklerozis, nörolojik hastalıklar, iskemi-reperfüzyon hasarı ve<br />
karsinogenezisi içeren farklı patolojik şartlarda biriktiği bilinmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oksidatif DNA Hasarı ve Yaşlanma</title>
		<link>https://wp.mikrobik.net/oksidatif-dna-hasari-ve-yaslanma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mikrobik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2008 09:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyokimya Derlemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oksidatif DNA Hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false"></guid>

					<description><![CDATA[OKSİDATİF DNA HASARI VE YAŞLANMA Gülden BURÇAK, Gülnur ANDİCAN Cerrahpaşa J Med 2004; 35: 159-169 &#8220;Aerobik organizmalarda oksijen kullanımının doğal sonucu olarak reaktif oksijen metabolitleri (ROM) meydana gelmektedir. Başta mitokondriyal elektron transportu olmak...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>OKSİDATİF DNA HASARI VE YAŞLANMA</strong><br />
Gülden BURÇAK, Gülnur ANDİCAN</p>
<p><a href="http://www.ctf.edu.tr/dergi/online/2004v35/s4/a1.pdf" target="_blank" rel="noopener">Cerrahpaşa J Med 2004; 35: 159-169</a></p>
<p>&#8220;Aerobik organizmalarda oksijen kullanımının doğal sonucu olarak reaktif oksijen metabolitleri (ROM) meydana gelmektedir. Başta mitokondriyal elektron transportu olmak üzere ksenobiyotik metabolizması, fagositik aktivasyon, çeşitli sentez ve degradasyon reaksiyonlarında ROM oluşmakta ve prooksidan/antioksidan dengenin prooksidanlar lehine kayması sonucunda gelişen oksidatif stres, çeşitli mekanizmalar ile biomoleküllere hasar vermektedir. Stabil bir molekül olan DNA da lipidler, karbohidratlar ve proteinler gibi spontan kimyasal oksidatif hasara uğrayabilmektedir. İnsan vücudunun her hücresinde DNA’nın günde 103 kez oksidatif hasara maruz kaldığı öne sürülmüştür. DNA hasarı ve onarımı arasındaki denge nedeniyle, çok düşük düzeylerde hasar, sağlıklı bireylerde de saptanmaktadır. Yeni doğan sıçanlarda dahi oksidatif baz modifikasyonunun (8OHdG) olduğu gösterilmiştir. ROM oluşumundaki artma, antioksidan enzim düzeylerindeki azalma ve/veya DNA onarım mekanizmalarında defekt olması oksidatif DNA hasarının artmasına yol açmaktadır. Oksidatif hasara bağlı olarak DNA’da, tek ve çift dal kırıkları, abazik alanlar, baz modifikasyonları (baz katılımı, bazlarda yeniden düzenlenme), şeker hasarı meydana gelebilir veya DNA ile protein arasında çapraz bağlanma olabilir. Bu lezyonlardan bazıları fizyolojik koşullarda da oluşabilmektedir. Örneğin pürin kaybı ile apürinik alanların oluşması insan genomunda gün içinde 104 kez meydana gelebilmektedir. Oksidatif modifikasyon sonucunda DNA antijenik karakter kazanmakta ve anti DNA antikorları oluşmaktadır. DNA’da oksidatif hasar yapan başlıca etkenler: İyonize radyasyon, yüksek oksijen konsantrasyonu, otooksidasyona uğrayan kimyasallar (dihidroksifumarat, dopamin, L-DOPA, noradrenalin, adrenalin), ksantin oksidaz ve substratları ve TNF-alfa’dır. DNA’da oksidatif hasarın oluşumu iki hipotez ile açıklanmıştır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
